4 Eylül 2017

Seçkinlik ve Sıradanlık Üzerine (Arthur Schopenhauer)

Klasik Batı Edebiyatında gerçekten çok az insanı bu kadar takdir edebilirim... Neredeyse her sözü ve tespitinde, aklıma bir dolu Kur'an ayetini düşürüyor Schopenhauer...

Satır aralarında biraz kibir ve istiğna hissedilse de hikmet nevinden öyle sözler saf ediyor ki, kitap keşke hiç bitmese diyesiniz geliyor...

Esere gelirsek; insanlar genel olarak 2 kategoride değerlendiriliyor:

Gerçekten düşünen-okuyan-araştıran-yorumlayan "seçkin" bir kesim ile anlamakta ve anlaşılmakta zorlanılan, yalnızca kendi küçük dünyasında yaşayan diğer "sıradan" kesim… Schopenhauer'un bu ayrımı aslında insanlığın hiç değişmeyen bir yönüne de işaret ediyor, diye düşünüyorum: Ehl-i Gaflet ile Ehl-i Hidayet arasındaki o büyük farka...

Merak eden için altını çizdiğim birkaç paragraf:

"Gerçekten insanların çoğu, her ne kadar bunun açıkça farkında olmasalar da, kalplerinin en derinlerinde düşünceye hayatlarında mümkün olduğunca az yer vererek idare etme kararındadırlar ve bu onların davranışlarına yön veren en temel düsturdur, çünkü onlar için düşünme en zahmetli yüktür." (sf. 8)

"Akıl, ancak doğru bir iradenin yönetiminde olursa işe yarar." (sf.15)

"Yeryüzünün tadı tuzu olarak bizler dünyanın selleri fırtınaları, yanımızı yöremizi istila etse, hayatın gaileleri duygularımızı heyecanlarımızı tahrik etse de, zihinsel hayatımızın gereklerinin peşinde koşarken bizi asla hiçbir şeyin rahatsız etmesine izin vermemeli ve köle kadının değil, özgür kadının çocukları olduğumuzu hiçbir zaman aklımızdan çıkarmamalıyız." (sf. 20)

"Sanatta ve eserde her şey anlatılmamalı, okuyucuya/bakana yorumlama ve merak hissi bırakılmalıdır. Aksi durum, her şeyi söylemek / göstermek can sıkıcı olabilir." (sf. 70)

"Uğraşılıp elde edilecek en lüzumlu şey kötülüğü öğrenmemektir." (sf. 81)

"Sohbet insanı bir ölçüde dostane bir eğilime sürükler ve bizi belli bir uyuma, karşılıklı öznel bir ilişkiye sokar ki nesnel bir görüş elde etmemizi derhal engeller. ... (Zamanla insanları daha iyi tanırız, denilse de esasen sohbet ettikçe karşımızdakinin gerçek yüzünü kaçırır ve onu doğru değerlendiremez oluruz." (sf. 87)

"Zihin başta nesnel bakabilir olsa da zamanla tecrübenin öğrettiklerine yenik düşer ve gerçeği yanlış okur." (sf. 102)

"Deha kimse, ... sıradan akla sahip bir insanın rahatıyla hareket etmez, hatta ilginç hatalar yapar. Çünkü sıradan bir kafa kendi dar fikirler dünyasında ve eşyayı kendince algılama tarzıyla o kadar kusursuz biçimde rahattır ki, hiç kimse onu bu dairenin içerisinde denetim altında tutamaz..." (sf. 102)

"Sıradanlığın laneti insanı hayvanların derecesine indirger, çünkü onun tabiatı ve hayatı sadece türüne ait olanla karışmıştır. Fakat deha kimse, hayatını yalnız başına sürer." (sf. 104)

Hiç yorum yok: