13 Ağustos 2017

Riyazu's-Salihîn (Takva ve Allah Korkusu Bahisleri)

İzah: 

Takva; sakınmak, çekinmek, kendini korumak, yasaklardan uzak durmak ve nefsini tutmak manalarına gelmektedir. Allah'a (cc) takva etmek ise O'nun belirlediği sınırlara yaklaşmamak, saygı göstermek ve cehenneminden korkarak O'na kulluk etmek demektir.

Kur'an'da "Allah'tan korkmak" olarak tercüme edilen ayetlerin bir kısmında "takva" kelimesi geçmektedir. Bunun dışında; huşu, huduhavf, haşyet, rehb ... gibi "korkmak" fiilinin birbirine yakın manalarını taşıyan çok sayıda kelime ve kavram geçmektedir.

Ayet ve hadislerden anladığımız kadarıyla, Allah'tan hakkıyla korkmak ve takva sahibi (muttaki) bir kul olabilmek için; sürekli bir nefis muhasebesi / murakabesi içerisinde olmak, Yaradana karşı hâyâ duymak ve kayıtsız bir itaat (teslimiyet) anlayışı gerekmektedir.

Ayetler:

"Siz ey iman edenler! Allah'tan ona yaraşır şekilde korkun (takva) ve ancak Müslüman olarak can verin.” (Âl-i İmrân, 102)

“O halde elinizden geldiği kadar gücünüz yettiğince Allah'a isyandan kaçının ve ondan korkun (takva), O’nu dinleyin ve itaat edin... Kendi iyiliğiniz için Allah rızasını kazanma yolunda karşılıksız harcamada bulunun. Kim nefsinin aç gözlülüğünden, hırsından ve cimriliğinden korunursa işte onlar kurtuluşa erip umduğuna nail olanlardır.” (Teğâbün, 16)

“Kim Allah'tan korkarsa (takva), her işinde ona bir çıkış imkanı sağlar ve ummadığı, hesaplayamadığı bir yönde onu rızıklandırır.” (Talâk, 2-3)

“Ey iman edenler! Allah'tan korkun (takva) ve her zaman hakkı ve doğruyu konuşun.” (Ahzâb, 70)

“Ey iman edenler! Şayet Allah'tan korkarsanız, O size hakkı batıldan ayırmaya yarayan bir ölçü (furkan) verecek ve kötülüklerinizi silip örtecek, sizi bağışlayacaktır. Çünkü Allah bağış ve cömertliğinde sınırı olmayandır.” (Enfâl,29)

“Ey İnsanlar Rabbinize karşı sorumluluk bilinci taşıyıp O'ndan korkun. Çünkü kıyamet vaktinin depremi sarsıntısı gerçekten korkunç olacak. Onu gördüğünüz gün emziren analar çocuklarını bırakıp unutacaklar ve her gebe kadın da çocuğunu düşürür. İnsanları sarhoş olmadıkları halde sarhoş gibi alıklaşmış göreceksin. Çünkü Allah’ın azabı şiddetlidir.” (Hacc, 1-2)

“O gün kişi kardeşinden, annesinden ve babasından, eşinden ve çocuklarından kaçar. O gün her kişinin kendine yetecek bir derdi ve meşguliyeti vardır.” (Abese, 34-37)

“Hesap vermek için Rabbinin huzurunda durmaktan korkan kula iki cennet vardır.” (Rahman, 46)

***

Hadisler:

1. Ebû Saîd el-Hudrî'den (ra) rivayet edildiğine göre Peygamberimiz (sav) şöyle buyurdu:

“Dünya tatlı, manzarası yeşil göz kamaştırıcı ve çekicidir. Allah onu başkalarından alıp size verecek ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakınınız. Çünkü İsrailoğullarının içine düştükleri ilk fitne kadınlar yüzündendir.”

(Müslim, Zikir, 99)

2. Adiyy b. Hatim'den (ra) rivayet edildiğine göre Peygamberimiz (sav) şöyle buyurdu:

“Bir kimse bir şeyi yapmak veya bırakmak üzere yemin eder, sonra da onun zıddını Allah’ın rızasına daha uygun görürse, o kimse yeminini bozarak takvâya uygun olanı yapsın.”

(Müslim, Eymân, 15)

3. Sudayy b. Aclân'dan (ra) rivayet edildiğine göre Peygamberimiz (sav) şöyle buyurdu:

“Ey insanlar Allah’tan korkunuz, beş vakit namaza devamlı ve duyarlı olunuz, ramazan orucunu tutunuz, mallarınızın zekatını veriniz, sizden olan Müslüman yöneticilere itaat ediniz ki; doğruca cennete giresiniz.”

(Tirmîzî, Cum’a, 80)

4. İbn Mes'ud'dan (ra) rivayet edildiğine göre Peygamberimiz (sav) şöyle buyurdu:

"Sizden birinizin yaradılışının başlangıcı olan temel maddeler anasının karnında kırk günde derlenip toplanır. Sonra ikinci kırk günlük zaman içinde kan pıhtısı haline döner. Sonra o kadar müddet zarfında da bir et parça haline gelir. Daha sonra Allah bir melek gönderir de ona ruh üfürür ve şu dört şeyi yazması da emrolunur. O kimsenin rızkını, ecelini, amelini ve iyi bir kimse mi yoksa kötü bir kimse mi olacağı.

Kendisinden başka gerçek ilah olmayan Allah’a yemin ederim ki sizden biri cennetliklerin yaptığı işi yapar ve kendisiyle cennet arasında sadece bir arşın mesafe kalır. Sonra ana rahminde iken yazılan hüküm öne geçer ve cehennemliklerin yaptıkları amelleri yaparak cehenneme girer.

Yine sizden biri cehennemliklerin yaptıkları işleri yapar ve kendisi ile cehennem arasında bir arşın mesafe kalır. Sonra ana rahmindeki yazılan yazgının hükmü öne geçer ve o kişi cennetliklerin yaptığı işleri yapmaya devam eder ve cennete girer."

(Buhari, Bed’ül Halk, 6; Müslim, Kader, 1)

5. İbn Mes'ud'dan (ra) rivayet edildiğine göre Peygamberimiz (sav) şöyle buyurdu:

“Hesap günü cehennem getirilir. Cehennemin yetmiş bin yuları vardır ve her bir yuları çeken de yetmiş bin melek vardır.”

(Müslim, Cennet, 29)

6. Numan b. Beşir'den (ra) rivayet edildiğine göre Peygamberimiz (sav) şöyle buyurdu:

“Kıyamet günü cehennemliklerin azabı en hafif olanı o kimsedir ki ayaklarının altına iki kor ateş konulur da onun etkisiyle beyni kaynar, hiçbir kimsenin kendisi kadar şiddetli azabta olduğunu hatırına getirmez. Halbuki o azap edilenlerin en hafifidir.” 

(Buhari, Enbiya, 1, Müslim, İman, 362)

7. Semüre b. Cündüb'den (ra) rivayet edildiğine göre Peygamberimiz (sav) şöyle buyurdu:

“Cehennemliklerin bazıları vardır ki, ateş topuklarına bazılarının dizlerine ve bellerine bazılarının da köprücük kemiklerine kadar çıkar.”

(Müslim, Cennet, 33)

8. Enes b. Malik'ten (ra) rivayet edildiğine göre Peygamberimiz (sav) şöyle buyurdu:

“Cennet ve cehennem gözlerimin önüne serilip bana gösterildi. Hayır ve şer hakkında bugün gördüğümü hiç görmedim. Eğer ahiret ve azap hakkında benim bildiğimi bilseydiniz elbette az gülüp çok ağlardınız”, buyurdu. Rasulullah’ın ashabı bundan daha kederli bir gün geçirmediler ve başlarını öne eğerek hıçkıra hıçkıra ağladılar.

(Müslim, Fezail, 134)

9. Adiyy b. Hatim'den (ra) rivayet edildiğine göre Peygamberimiz (sav) şöyle buyurdu:

“Rabbiniz arada bir tercüman bulunmaksızın mutlaka hepinizle konuşacaktır. O gün kişi sağına bakar önceden gönderdiği hayırlı işleri ve sevabını görür, soluna bakar yine önceden işlediği kötülükleri ve günahları görür. Önüne bakar önünde de sadece cehennemi görür. Öyleyse yarım hurmayla da olsa cehennemden korunmaya çalışınız, hayırlı amellerinizi artırınız.”

(Buhari, Zekat, 9, Müslim, Zekat, 67)

10. Hz. Aişe'den (ra) rivayet edildiğine göre Peygamberimiz (sav) şöyle buyurdu:

“İnsanlar kıyamet günü yalın ayak çıplak ve sünnetsiz olarak Allah’ın huzurunda toplanırlar.” 

Dedim ki: "Ey Allah’ın Rasulü, kadınlar ve erkekler hepsi birlikte olunca birbirlerine bakmazlar mı?"

Şöyle dedi: "Ya Aişe! İş ve durum bunu hatıra getiremeyecek ve birbirlerine bakamayacak kadar şiddetlidir...”

(Buhari, Rikak, 65; Müslim, Cennet, 56)

Hiç yorum yok: