1 Ağustos 2017

Riyazu's-Salihîn (Sabır Bahsi)

Ayetler: 

“Ey iman edenler! Zorluklara ve sıkıntılara sabırla katlanın ve birbirinizle sabırda yarışın, cihad için hazırlıklı ve uyanık bulunun. Yolunuzu Allah ve kitabıyla bulun ki, kurtuluşa erebilesiniz.” (Âli İmrân, 200)

“Muhakkak ki, ölüm tehlikesiyle, korku ve açlıkla, mal, can ve ürünlerin eksiltilmesiyle sizi sınayacağız. Ama zorluklara karşı sabredip sebat ve dayanıklılık gösterenlere iyi haberler müjdele.” (Bakara, 155)

“Her türlü güçlüklere göğüs gerenlere mükafatları tartılmaksızın, ölçülmeksizin, hesapsızca bol bol verilir.” (Zümer, 10)

“Kim eziyetlere sabreder, yapılan kötülüklere de, intikam almayıp affetme yolunu tutarsa, şüphesiz bu hareketi yapılmaya değer işlerdendir.” (Şûrâ, 43)

“Ey iman edenler! Sarsılmaz bir sabır ve namaza sarılarak Allah’tan yardım isteyin. Çünkü Allah muhakkak sabredenlerle beraberdir.” (Bakara, 153)

“Andolsun ki içinizde Allah yolunda cihat edenlerle ve sıkıntılara karşı göğüs erenleri belirleyinceye ve haberlerinizi açıklayıncaya kadar sizi imtihandan geçireceğiz.” (Muhammed, 31)

Hadisler: 

1. Hâris b. Âsım el-Eş’arî'den (ra) rivayet edildiğine göre Peygamberimiz (sav) şöyle buyurdu:

Temizlik yani her türlü günah ve pisliklerden arınmak; imanın yarısıdır. Elhamdülillah demek mizanı doldurur, Sübhanallah ve Elhamdülillah sözleri ise yerler ve gökler arasını doldurur, namaz bir nurdur, sadaka bir bürhan, sabır aydınlıktır. Kur’ân senin ya lehinde ya da aleyhinde delildir. Herkes sabahleyin işine gücüne çıkar kendisini satar ya kazanır ya da kaybeder (yani kişi Allaha emirlerini yerine getirmekle nefsini Allaha satarak kazanır , yada kendi nefsinin sefasına uyup Allahın emirlerini çiğneyip kendisni şeytana satarak kaybeder).”

(Müslim, Tahâra, 1)

2. Ebû Yahyâ Suheyb b. Sinân'dan (ra) rivayet edildiğine göre Peygamberimiz (sav) şöyle buyurdu:

“Mü’minin durumuna gerçekten hayret edilir. Zira her durumu onun için hayır sebebidir, bu özellik sadece mü’minlerde bulunur. Çünkü sevinecek olsa şükreder ki bu onun için hayırdır, başına bir bela gelse sabreder bu da onun için bir hayırdır.”

(Müslim, Zühd, 64)

3. Ebû Saîd ve Ebû Hureyre'den (rh.m) rivayet edildiğine göre Peygamberimiz (sav) şöyle buyurdu:

“Herhangi bir müslümanın başına gelen yorgunluk, hastalık, tasa, keder, sıkıntı ve gamdan ayağına batan dikene kadar her şeyi Allah müslümanın hata ve günahlarının bağışlanmasına sebeb kılar.”

(Buhârî, Merda, 1; Müslim, Birr, 49)

4. Enes b. Mâlik'ten (ra) rivayet edildiğine göre:

Peygamberimiz (sav) bir mezarın başında bağırarak ağlamakta olan bir kadının yanından geçmişti ve ona: “Allah’tan kork ve sabret” buyurdu.

Kadın: "Geç git, çünkü benim başıma gelen senin başına gelmemiştir..." dedi. Peygamberi (sav) tanıyamamıştı. Kendisine O’nun Peygamber (sav) olduğunu söylediler. Bunu duyar duymaz Peygamberin (sav) kapısına geldi, kapıda kapıcılar bulunmadığını gördü ve: "Ben sizi tanıyamamıştım" dedi.

Peygamber (sav) de: “Gerçek sabır felaketin ilk anında olanıdır.” buyurdular. 

(Buhârî, Cenâiz, 32; Müslim, Cenâiz, 14)

5. Enes b. Mâlik'ten (ra) rivayet edildiğine göre Peygamberimiz (sav) şöyle buyurdu:

“Allah-u Teâlâ buyuruyor ki: Kulumu gözlerinden mahrum ederek imtihan ettiğim zaman sabrederse, gözlerinin karşılığı ona cenneti veririm.”

(Benzer şekilde; taûn hastalığına yakalanan kimsenin durumu da böyledir...)

(Buhârî, Merda 7; Tıbb, 31)

6. Enes b. Mâlik'ten (ra) rivayet edildiğine göre Peygamberimiz (sav) şöyle buyurdu:

“Başına gelen bir musibetten dolayı hiçbir kimse ölmeyi istemesin. Mutlaka böyle bir şey temenni etmek zorunda kalırsa; Allah’ım benim için yaşamak hayırlıysa beni yaşat, ölmek hayırlıysa beni öldür desin.”

(Buhârî, Merda, 19; Müslim, Zikir, 10) 

7. Ebû Hureyre'den (ra) rivayet edildiğine göre Peygamberimiz (sav) şöyle buyurdu:

“Erkek olsun kadın olsun her mü’min kimsenin kendisine, çocuğuna ve malına devamlı olarak bela ve musibet iner. Kişi bütün bunlara sabredip tahammül gösterirse günahsız olarak Allah’a kavuşur.” 

(Tirmîzî, Zühd, 57)

8. Abdullah b. Ebû Evfâ'dan (ra) rivayet edildiğine göre Peygamberimiz (sav) şöyle buyurdu:

Rasûlullah (sav) düşmanla karşılaştığı savaş günlerinden birinde güneş tepe noktasından batıya meyledinceye kadar bekledi sonra kalktı ve: “Ey insanlar düşmanla karşılaşmayı arzu etmeyin. Allah’tan afiyet dileyiniz, fakat düşmanla karşılaşınca da sabrediniz ve biliniz ki; cennet kılıçların gölgesi altındadır.” buyurdu ve şöyle devam etti: “Ey kitabı indiren, bulutları gökyüzünde gezdiren, İslâm’a karşı olan düşman ordularını darmadağın eden Allah’ım şu düşmanları perişan eyle ve onlara karşı bize yardım et.”

(Buhârî, Cihad, 112; Müslim, Cihad, 20)

Hiç yorum yok: