18 Ağustos 2017

Beyaz Zambaklar Ülkesinde (Grigory Petrov)

Beyaz Zambaklar Ülkesinde, Grigory Petrov, Hayat Yay. 136 sf.

Vaktiyle iki taraftan da kuşatılmış, yoksulluk ve esirliği tatmış, ezilmiş, zulme uğramış ve uzun süre acıyla yoğrulmuş bir ülkenin, ahlakî ve insanî değerler üzerine yeniden inşa edilişini anlatıyor eser... Finlandiya'nın savaş zamanlarından itibaren 60 yıllık gelişiminin seyrini, kahramanlarını ve gerçek öyküsünü okuyorsunuz... Nasıl başarmışlar? Neler yapmışlar? Bize nasıl örnek olabilirler? diye soruyorsunuz kendinize... Aldığınız cevaplar damarlarınızdaki kanın akışını hızlandırıyor adeta. Açıkçası ülkemdeki ve dünyadaki Müslümanların bugünkü konumunu düşünmeden edemiyorum.


Kitaptan bazı alıntılar:

"Grigory Petrov, Ruslar'ın en sevilen bir hatip ve yazarıdır. Bu kişinin vaazlarına her gün on binlerce insan katılıyor. Hitabeti güçlü ve etkileyicidir... Onun, yeryüzünü bir cennete çevirme çabaları 5. sınıfı bitirdikten sonra başlamıştır... Her gün 200 satır yazdığı tahmin ediliyor... Yugoslavya'da tam 1500 konferans vermiş... Avrupa'nın hiçbir ülkesinde Finlandiya'da olduğu gibi büyük bir kültürel ilerleme yaşanmamıştır. Bu ülke 60-70 yıl içinde akıllara durgunluk veren bir devrim yapmış, ileri ülkelerle yaptığı yarışta rekor kırmış." (Giriş Kısmından)

"Fin istasyonu pırıl pırıldır. Orada tam bir sessizlik ve düzen hakimdir... Kompartımanlarda hiç kimse yüksek sesle konuşmaz, sigara ve pipo içmez ve kesinlikle yerlere tükürülmez... Finler yüksek sesle konuşmayı bilmezler... Tanıdıklarıyla selamlaşır, konuşur ama çevrelerine rahatsızlık vermezler... Başka insanların hak ve özgürlüklerini düşünürler... Yolcular ulaşım ücretini bir kutuya atar ve dilediği yere kadar seyahat ederler... İncil'de sözü edilen "Beyaz Zambaklar" gibi lekesiz, saf ve masum bir hayat yaşamaktadırlar... Her evde mutlaka bir kütüphane veya kitaplık vardır." (sf. 22-26)

"Meşhur bir atasözü vardır: Yeni toplumlar, kendileriyle birlikte yeni şarkılar üretirler." (sf.30)

"Yöneticiler iyi veya kötü olsunlar, kahraman veya zalim olsunlar, onlar kendi milletlerinin birer yansımasıdırlar. Onlar, milli ruhun birer kopyasıdır. Onlar, halk kitlesinin içinden doğmuştur. Bir millet nasılsa, devlet adamları da onlar gibidir." (sf. 33)

"(Her insanın yaşadığı coğrafya ile ilgili bir ülküsü olmalı ve kendine şunu sormalı:) Biz kendi ülkemizde ne yapıyoruz? Milletimizin geleceğinde nasıl bir rol oynuyoruz?" (sf. 37)

"(Finlandiyalı büyük hatip Snelman şöyle demiştir:) "Ne zaman bizim küçük milletimiz, büyük komşularından daha yüksek bir medeniyete sahip olursa, ancak o zaman tehlike savruşturulmuş olur." (sf. 43)

"Bütün Suomi'yi (Bataklıklar Ülkesi Fİnlandiya'yı) büyük bir aile kabul ediniz. Bütün ülkeye o gözle bakınız. Unutmayınız ki, en yoksul kömürcü, kantarcı, hizmetçi ve dul kadın, bütün bir Fin milleti, sizin kardeşleriniz, hemşireleriniz ve yurttaşlarınızdır." (sf. 44)

"Snelman, insanlara bir doktor gibi bakıyordu... Nerede memurların, doktorların, tüccarların toplandıklarını haber alsa, oraya koşuyor ve onlara ateşli konuşmalar yapıyordu." (sf. 45-47)

Bir şeyleri değiştirme gayretinde olan genç ve yaşlı herkese tavsiye edilecek nitelikli bir eser...

Hiç yorum yok: