25 Temmuz 2017

Riyazu's-Salihîn (Tevbe ve İstiğfar Bahsi)

1. Ebû Hureyre (ra) Peygamberimizi (sav) şöyle buyururken işittiğini söylemiştir:

“Allah’a yemin ederim ki; ben günde yetmiş defadan fazla (diğer bir rivayette; 100 defa) Allah’tan beni bağışlamasını diler ve tevbe ederim.”

(Buhârî, Deavât, 3)

2. Enes b. Mâlik'ten (ra) rivayet edildiğine göre, Peygamberimiz (sav) şöyle buyurdular:

“Herhangi birinizin tevbesinden dolayı Allah’ın duyduğu hoşnutluk ıssız çölde giderken üzerindeki yiyecek ve içeceği ile birlikte devesini kaybetmiş ve tüm ümitlerini de yitirmiş halde bir ağacın gölgesine uzanıp yatan, derken devesinin yanına dikiliverdiğini gören ve yularına yapışarak aşırı sevincinden dolayı (ne söylediğini bilmeyerek Allah’ım sen benim Rabbim ben de senin kulunum diyeceği yerde) sen benim kulumsun ben de senin Rabbinim, diyen kimsenin sevincinden çok daha fazladır.”

(Müslim, Tevbe, 7)

3. Abdullah b. Kays'dan (ra) rivayet edildiğine göre Peygamberimiz (sav) şöyle buyurmuştur:

“Allah gündüz günah işleyen kimsenin tevbesini kabul etmek için geceleyin rahmet elini açarak tevbeleri kabul eder, gece günah işleyen kimsenin tevbesini kabul etmek için gündüz rahmet elini açarak günahları bağışlar... Güneş battığı yerden doğuncaya (kıyamet gününe) kadar bu durum böylece devam eder gider.”

(Müslim, Tevbe, 31)

4. Ebu Said el-Hudrî'den (ra) rivayet edildiğine göre Peygamberimiz (sav) şöyle buyurmuştur:

“Vaktiyle doksandokuz kişiyi öldürmüş bir adam vardı, bu kimse yeryüzünde en büyük bilgi sahibinin kim olduğunu soruşturdu, ona bir rahibi haber verdiler.

Bu adam rahibe giderek: “Doksandokuz adam öldürdüm tevbe edebilirmiyim (kabul olur mu)?” diye sordu.

Rahib: “Hayır edemezsin (kabul olmaz)” deyince onu da öldürerek sayıyı yüze tamamladı.

Sonra yeryüzünün en bilginini soruşturdu, ona bir alim kişiyi tavsiye ettiler. Onun yanına vararak yüz kişiyi öldürdüğünü tevbe edip edemeyeceğini (kabul edilip edilmeyeceğini) sordu.

O alim elbette edebilirsin (kabul olur), insanla tevbesi arasına kim girebilir ki, sen falan yere git orada Allah’a ibadet eden insanlar var, sende onlarla beraber Allah’a ibadet et, sakın kendi memleketine geri dönme, çünkü orası kötü bir yerdir, dedi.

Adam denilen yere gitmek üzere yola çıktı, tam yolu yarılamıştı ki, ölüm onu yakaladı.

Rahmet melekleriyle azap melekleri adam hakkında münakaşaya tutuştu, rahmet melekleri: Adam tevbe edip kalben Allah’a yönelerek geliyordu, dediler.

Azap melekleri ise: O adam hayatında hiç iyilik yapmadı ki, dediler.

Derken insan şekline girmiş bir melek çıkageldi, melekler onu aralarında hakem tayin ettiler. 

Hakem olan melek: Geldiği yerle gideceği yerin arasındaki mesafeyi ölçün, hangisine daha yakınsa ona göre muamele yapın, dedi.

Melekler ölçtüler gitmek istediği yerin daha yakın olduğunu gördüler ve rahmet melekleri onun ruhunu alıp götürdüler.”

(Buhârî, Enbiyâ, 54; Müslim, Tevbe, 46-47)

5. İmrân b. Hüseyin'den (ra) rivayet edildiğine göre:

Cüheyne kabilesinden zina ederek gebe kalmış bir kadın Peygamberimizin (sav) huzuruna geldi ve:

"Ya Rasulallah, cezayı gerektiren bir suç işledim, cezamı ver." dedi.

Bunun üzerine Peygamberimiz (sav)  kadının velisini çağırttı ona: “Bu kadına iyi davran doğum yapınca bana getir” buyurdu.

Adam Peygamberimizin (sav) emrettiğini yaptı, kadın doğurup Peygamberimize (sav) getirilince, kadının elbisesinin sıkıca bağlanmasını emretti ve Peygamberimizin (sav) emriyle kadın taşlandı.

Peygamberimiz de cenaze namazını kıldı. Bunun üzerine Ömer b. Hattab (ra): 

"Ya Rasulallah, zina etmiş bir kadının namazını mı kılıyorsun?" deyince, Peygamberimiz (sav) şöyle cevap verdi:

“O kadın öyle bir tevbe etmiştir ki, onun tevbesi Medine halkından yetmiş kişiye dağıtılsaydı hepsine bol bol yeterdi. Sen Cenâb-ı Allah’ın rızasını kazanmak için can vermekten daha iyi bir şey biliyor musun?”

(Müslim, Hudûd, 24)

6. Ebû Hureyre'den (ra) rivayet edildiğine göre Peygamberimiz (sav) şöyle buyurdu:

“Birbirlerini öldüren ve ikisi birden cennete giren iki kişiden Allah onlara rızasını göstererek güler. Bunlardan biri Allah yolunda savaş ederken diğeri tarafından öldürülür. Katil olan sonradan tevbe eder müslüman olur, o da Allah yolunda savaşarak şehid düşer.”

(Buhârî, Cihad, 28; Müslim, İmâra, 128-129)





Hiç yorum yok: