14 Temmuz 2014

Kur'an Meali Okuma Virdi


İNDİR - OKU: Adobe-PDF Word-2007 / Excel-2007



KUR’AN-I KERİM MEÂLİ OKUMA VİRDİ

(Planlı-Düzenli Bir Okumak Yapmak İsteyenler İçin)

Allah’ın (cc) Kitabı Kur’an-ı Kerîm, muhatabı tarafından sürekli okunmak, anlaşılmak ve kendisiyle amel edilmek üzere vahyedilen ilahî bir eserdir. Bundan ötürü Müslüman sahabeler nazarında ism-i şerifi “Kur’an” (okunan şey) olarak meşhur kalmıştır.[1] Ve yine ilk zamanlardan beri ezberlenmesi ve iyice bilinip yayılması için Resulullah Efendimiz (sa) tarafından vird edilerek takip edilmesi emir buyrulmuştur.[2]

Hadis-i şeriflerde geçtiği üzere; Kitabullah’dan gafil kalan kimsenin hâli harabe (yıkık-dökük) bir eve benzetilir, onunla hemhâl olan kimse ise kerîm ve latif meleklerle beraber olur… Ve yine vaaz edilir ki; ondan yüz çeviren kimseden Allah (cc) da mahşer gününde yüz çevirecektir, lakin kim onu okur ve amel ederse, bu defa kendisine ve babasına altından bir taç giydirilir...[3]

İslam âlimlerinin eserlerinden anladığımız kadarıyla, Müslüman bir kimsenin şu Kitap’tan her gün bir miktar okuması üzerine bir vecibedir. Öyle ki, onu iyice anlayıp amel etsin ve hayatında ondan daha kıymetkâr bir meşgalesi olmasın.[4] Onunla yatsın, onunla kalksın, en değerli vakitlerini onunla geçirsin, tâ böyle ömrünün sonuna değin gafillerden olmaktan Allah’a sığınsın.[5]

İşte biz bu endişeyle Kur’an-ı Kerîm üzerine eğilerek, acizâne Resulullah Efendimiz’den (sa) gelen tüm rivayetleri inceledik ve okunması icab eden asgarî Kur’an sayfasının ne olabileceğini araştırdık. Bu hususta İbn Sünni’den[6] rivayet edilen hadisler arasında en düşük miktarın her gün an az 10 ayet ve bir diğer rivayette 20 ayet okunması gerektiğini tespit ettik.[7]

Bundan başka; “Her kim bir gün içersinde 50 ayet okursa gafillerden yazılmaz. Kim de 100 ayet okursa Allah’a itaat edenlerden yazılır…” şeklinde bir hadis-i şerife ulaştık.[8]

Resulullah Efendimizin (sa) işaret ettiği bu 10, 20, 50 ve 100 ayet ile ilgili olarak, Kur’an’ın orta uzunluktaki surelerini temel aldığımızda, bugünkü Mushaf’ta takribî 1, 2, 5 ve 10 sayfaya denk düştüğünü gördük.[9]

Yine bir başka rivayette; Resulullah Efendimize (sa) günde ne kadar Kur’an okunması gerektiğini soran bir sahabeye Efendimizin tavsiyesi “40 günde bir hatim yap” olmuştur. Bunun mukabili, günde 15 sayfa kadardır. Bu sebeple âlimlerin bir kısmı, bu rivayeti esas alarak, 40 günden fazla geciktirmeyi mekruh addetmişlerdir.

Aynı sahabe ile ilgili diğer bir rivayette ise “Ayda bir defa baştan sona bitir” şeklinde geçmektedir.[10] Bundan dolayı, İmam Hasan el-Benna, cemaatinin bireylerine her ay Kur’an’ı en az bir defa hatim yapacakları şekilde vird (okuma programı) edinmelerini tavsiye etmiştir.[11]

Yine çeşitli eserlerde aktarıldığına göre; ashabın vasatı Kur’an’ı iki haftada bir hatim edecek şekilde okurdu ki, bu, günde takribî 40 sayfa kadar tutmaktadır… Onların iyisi ise haftada bir (yani günde 85 sayfa) okuyacak şekilde bir vird edinmişti. En çok okuyanı ise Kur’an’ı üç parçaya ayırarak günde takribî 200 sayfa kadar okurdu.[12]

Hülasa, ulema bu tür rivayetleri dikkate alarak, her insanın kendi imanına ve imkânına göre, Kur’an’la ilgili az veya çok ama mutlaka bir vazife yüklenmesi, vird edinerek bunu ömrü boyunca koruması gerektiği üzerine çeşitli sözler söylemişlerdir.[13]

Buraya kadar anlattıklarımızı kısaca özetlemek gerekirse, karşımıza şöyle bir tablo çıkmaktadır:

Kendimizi En Yakın Bulduğumuz Kategori:
Günlük Okunacak Miktar:
Toplam Hatim Süresi:
Amel Edecek Gücü Kendinde Bulamayan 
1 sayfa
600 gün
Kur’an’ın Şikâyetinden Kurtulmak İsteyen 
2 sayfa
300 gün
Gafillerden Olmaktan Sakınan 
5 sayfa
120 gün
Allah’a İtaat Edenlerden Yazılmak İsteyen 
10 sayfa
60 gün
Kerahete Düşmekten Korkan 
15 sayfa
40 gün
Sünnet-i Seniyye’yi Gözeten 
20 sayfa
30 gün
Sahabe-i Güzidenin Ameline Özenen 
40 sayfa
15 gün
Allah’ın Fazlını Çokça Arayan 
85 sayfa
7 gün
Anlayarak Hızlı Okuma Yapabilen 
200 sayfa
3 gün


Bizce başlangıç için makul olan, kişinin kendisini hiç zorlamadan yürütebileceği bir seviye belirlemesi ve her gün, o belirlediği miktarı programlı bir şekilde okumasıdır. Daha sonra dilerse bu miktarı arttırarak amelini çoğaltabilir. Ancak en azından bir yıl boyunca belirlediği miktarı asgarîde tutmalı ve sürekli (her gün) okuyarak korunmalıdır. Bu, Kur’an’a olan saygı ve ciddiyet açısından son derece önemlidir. Zira önceden belirlenmemiş, düzensiz ve gelişi güzel okuma yapan bir kimsenin bu yaptığına Kur’an’ı okumak değil, belki Kur’an’a arasıra bakmak dememiz daha doğru olacaktır.

Sahabelerin kendi aralarında geçen konuşmalardan takip edebildiğimiz kadarıyla, onlardan biri, günlük belirlediği okuma miktarını (virdini) bir gün geciktirir veya okuyamazsa, hemen aynı gecenin akşamı veya ertesi gün kazasını yaparak tamamlarmış. Bu davranışları sebebiyle, Kur’an okumanın kesinlikle bir program çerçevesinde yürütülmesi gerektiğini düşünüyoruz.[14]

Yine, Kur’an okumaktan kasıt, esasında ve özünde, onu anlamaktır…[15] Bu sebeple, Kur’an’ın manasını ve maksadını en iyi şekilde yansıtan bir meâl takip etmemiz kaçınılmazdır. Ancak bu demek değildir ki, Kur’an’ı orijinal metninden okumayı bir kenara bırakalım… Tabi ki Allah (cc) indinde Arapça okuyuşun yeri ve mükâfatı ayrıdır.[16]

Ancak bizim kanaatimiz şudur ki; bilhassa anlaşılmak ve kendisiyle amel edilmek üzere gönderilmiş şu ilahî mesajın hakkını vermek gayesiyle yapılacak en güzel amel, öncelikle onu bizim dilimize açıklayan ve manasını en güzel biçimde tercüme eden bir meâl’den istifa etmektir.[17]

Bununla birlikte, meâllerin zaaflarına da dikkat çekmemiz lazımdır. Zira elimizdeki Kur’an mushaflarında mevcut olan cüz ve sayfa bölümleri, ayetler arasındaki konu bütünlüğünü dikkate almaksızın -salt düzgün baskıyı esas alarak- oluşturulmuştur. Bu sebeple bir kimse Kur’an’dan herhangi bir sureyi okurken aniden sayfa veya cüz ayırmasıyla karşılaşabilmektedir. Böyle olduğunda sureyi ve o surede anlatılan bir hükmü henüz tamamlamadan yarıda kesmiş veya bir kıssayı okurken onu yarım bırakmış ve yahut tam da bir vaka (olay) hakkında yoğunlaşmışken onu terk etmiş olabilmektedir…

Oysa Ulumu’l-Kur’an ile ilgili eserlerde bahsedildiği üzere, Kur’an-ı Kerîm’deki her surenin kendine has bir vurgusu ve maksadı vardır, her sure kendi bütünlüğü içersinde bir şeyler söyler… Bilhassa orta ve kısa surelerin tamamında bu durum çok açık ve net bir biçimde görülür: Surelerin baştaki ve sondaki ayetleri arasında sıkı bir irtibat ve münasebet bulunmaktadır. Hem bunu takip edip gözeten kişi, adeta bir hayırdan diğerine sevk olunur ve ona çeşitli hikmetlerin kapılarını açılır.[18]

İşte Kur’an meâlini okuyacak kimse bütün bu durumları son derece iyi gözetmeli, olabildiğince her sureyi tek seferde ve yahut içerisinde geçen konuları bozmadan küçük kısımlara ayırmalı ve hatmini tamamlamalıdır.

Nihayet, bizim hazırladığımız KUR'AN MEÂLİ OKUMA ÇİZELGESİ’yle ilgili olarak şunları söyleyebiliriz;

-       Günde 5 sayfadan az okuma yapan bir kimsenin, Kur’an’ın mesajını yeterince idrak edemeyeceğine kanaat getirdik. Bu sebeple ilk olarak, Kur’an’ı ortalama her gün 5 sayfa okunacak şekilde, toplam 120 hizbe böldük.
-       Ancak bir kimse 5 sayfadan az bir okuma yapıyorsa hiç olmadı, çizelgede belirtilen her hizbi ikiye bölerek faydalanabilir. Okuma miktarı 10, 15, 20 veya daha fazla olan bir kimse ise hizbini 5’in katlarınca arttırabilir.
-       Sayfa miktarlarını belirtirken Medine-i Münevvere’de basılan ve ülkemizde Diyanet İşleri tarafından yayınlanıp dağıtılan Kur’an-ı Kerîm Meâli’ni esas aldık.
-       Sure içi bütünlüğünü bozmamak için bazı hizibler mecburen 3, 4, 6 veya 7’şerli sayfalar şeklinde oluşturduk.
-       Aynı şekilde, ayet numaralarında da konu bütünlüğünü gözettik. Böylece mümkün mertebede farklı vurgulara sahip bölümleri birbirinden ayırdık. Bu sebeple kimi zaman Mushaf’larda belirtilen sayfanın içerisinde kesmeler yaptık.
-       Son olarak, en sağdaki sütunda okumasını bitiren için bir “işaret kutusu” oluşturduk. Böylece okuyucu, kaldığı yeri düzenli bir biçimde takip edebilir ve gerekirse kazasını eda edebilir…
İnşaallah bizler bu amelimizle Allah’ın (cc) rızasına erişmiş oluruz. Rabbimiz, O’nun yolunda gösterdiğimiz gayretlerimizi katında makbul eylesin. (Âmin)

Emre İLSEVER – 2014 Ramazan
(emreilsever.blogspot.com)




DİPNOTLAR:


[1] Kur’an lafzının menşei ile ilgili olarak şu eserlere bakılabilir: Kur’an Anlaşılsın Diye, YEKDER; el-Müfredat, Ragıb el-İsfehanî; el-İtkan, İmam Suyutî.

[2] Örneğin, İmam Müslim’in Sahih’inde rivayet ettiği hadis-i şerif böyledir: “Ey Kur’an ehli! Kur’an’ı bir kenara terk etmeyin! Onu, hakkıyla tilavet ederek, gece-gündüz devamlı suretle okuyun, yayın. Felah bulmanız için, içindekileri hayatınıza uygulayın.”

[3] Konuyla ilgili rivayetler için İmam Tirmizî’nin Sünen adlı eserinin, “Kur’an’ın Faziletleri” bölümüne bakılabilir.

[4] İmam Tirmizî’nin Ebu Said el-Hudrî’den (ra) rivayet ettiği kudsî bir hadis-i şerife göre, Allah (cc) şöyle buyurmuştur: “Her kim, Kur’an’ı okumak meşguliyeti sebebiyle Benden istemekten geri kalırsa, Ben ona, isteyenlere verdiğimden daha fazlasını veririm.”

[5] İbn Abbas’tan (ra) rivayet edilen bir hadis-i şerife göre; bir kimse Allah Resulü’ne (sa) “Hangi amel Allah’a daha sevimlidir?” diye sorar. Resulullah Efendimiz de şöyle cevap verir: “Kur’an’ı baştan sona bitirip ardından okumaya yeniden devam kimsenin ameli...” Tirmizî, bu hadisi rivayet ettikten sonra senedinin garîb olduğunu ifade etmiştir.

[6] İbn Sünni (öl. 364/974): İmam Nesaî’nin talebelerinden. Muhaddis ve Hafız... İmam Zehebi’ye göre, sika (güvenilir) kabul edilmektedir.

[7] Ebu Leys Semerkandî’nin, Bustanu’l-Arifîn adlı eserinde Hasan b. Ziyad’dan rivayet ettiğine göre, İmam Ebu Hanife şöyle demiştir: “Kur’an-ı Kerîm’i senede 2 kere hatmeden kimse, onun hakkını vermiş sayılır. Zira Resulullah (sa) vefatı senesinde Cebrail’e (as) iki kere Kur’an’ı arz etmiş idi.”

[8] Bu konudaki tüm rivayetler için İmam Nevevî’nin el-Ezkar adlı eserinin “Kur’an Okuma” bölümüne bakılabilir.

[9] Nitekim Seb’ut-Tıval (Yedi Uzunlar) olarak bilinen Bakara’dan A’raf’a kadar olan surelerden Mufassal (Kısalar) olarak bilinen Hucurat suresine kadar olan (yani; 8 ile 48 arası) surelerin ayet sayıları ve Mushaf’taki uzunluklarına baktığımızda, ortalama her 10 ayetin 1 sayfaya denk düştüğünü görüyoruz. Bu, bizim şahsî tespitimizdir.

[10] Bu hadisler, İmam Tirmizî ve Ebu Davud’un Sünenlerinde, Abdullah b. Amr’dan (ra) rivayet edilmiştir.

[11] Said Havva, bunu Eğitim Risalesi isimli eserinde, İhvan-ı Müslimin Cemaatinin vecibelerini madde madde sayarken zikretmiştir.

[12] Bununla ilgili Ebu Talip el-Mekkî’nin Kutu’l-Kulub adlı eserinin Kur’an Okuma ile ilgili kısımlarına bakılabilir.

[13] Konuyla ilgili geniş bir malumat almak isteyen, İmam Gazzalî’nin İhyau Ulumi’d-Din adlı eserinin “Kur’an Okumak Adabı” başlığı ile ilgili kısımlarını okumalıdır.

[14] Nitekim Muvatta ve Sahih sahiplerinin Evs b. Huzeyfe’den (ra) rivayet ettikleri uzunca bir hadis-i şerifte; Resulullah Efendimiz (sa) bir gece, her zaman geldiği vakitte gelmeyi geciktirince Ashab-ı Kiram (rh.a) merak edip soruyorlar. Bunun üzerine Peygamberimiz: “Kur’an’da okuduğum cüz’üm aklıma takıldı, onu tamamlamadan gelmek istemedim.” buyurdu.

[15] Nitekim Allah Resulü (sa) Abdullah b. Amr’a (ra) hızlı okumasını yasaklarken, “3 günden kısa sürede okuyup bitiren kişi onu anlayamaz!” demiştir. Bu hadis-i şerif, Kur’an’ın anlaşılmasının öneminin, onu okumaktan daha fazla olduğuna açık bir işarettir.

[16] İmam Tirmizî’nin İbn Mes’ud’dan (ra) rivayet ettiği üzere; “Kur’an’ın her harfine bir hasene karşılık vardır.”

[17] İmam Tirmizî’nin Süheyb’den (ra) rivayet ettiğine göre; Allah Resulü (sa) şöyle demiştir: “Kur’an’ın haram kıldığı şeyleri helal addeden kimse Kur’an’a iman etmiş sayılmaz.” Bu hadis-i şerif, açıkça Kur’an’ın muhtevasını bilmenin zaruriyetine işarettir. Nitekim öyle kimseler vardır ki, sadece dilleri Allah kelâmını zikreden de kalpleri orada ne yazdığından haberdar değildir. Bu sebeple haramları ve helalleri iyi derecede bilmezler, pek çok şirk ve hatalar işlerler.

[18] Kur’an’da Münasebet İlmi ile ilgili yapılmış geniş bir çalışma için şu esere bakılabilir: Ayetler ve Sureler Arasındaki Münasebet, Mehmet Faik Yılmaz, DİB Yay.



Hiç yorum yok: